Diyor ki, Birini anlaman için onu yaşaman lazım. Diye ne kadarda doğru bir cümle. Yalandan birini anlayamazsın hissetmen lazım diyor.
Hissedemediğimiz şeyi nasıl anlayacağız ki, bakıldığında kendini sorgulayan bir şey. Demek ki, herkes, herkesi her zaman anlayamaz..
Ya hissetmesi lazım, ya da yaşaması,
çünkü zaten baktığımız da zaten en büyük sorun bu.
Hisssetmiyorsak yada bir şeyler örtüşmüyorsa insan zaten anlayamaz. Benzer şeyler olmalı insan anlayabilmesi için yada en kötü ihtimal empati?
Empati yaptığımız da kendimizi ne denli yaralı hissedebiliriz?
Yada başka bir ihtimal nasıl hissetmeniz gerek?
Bakıldığında etrafımızda bizi anlayan anlayabilecek çok az hatta nadir insanlar var.
Kalanı ise lafta söz de anlayanlar..
Peki bizi anlayamayan insanlarla ne kadar samimi gelir
tüm hayat bu paylaştığın evrede ki herşey?
Soru işareti bırakıyor insanda. Aslında seni hem sorgulatıyor hem de gözünü açıyor.
Biri seni anlıyordur, diğeri ise anlamak istemiyordur.
Ben kendimi bu evre de nasıl teselli ediyorum biliyor musun dostum?
Bir yere kadar beni anlaması için çabalarım, ama baktım ki, beni anlamıyor ondan sonra ki evre de beni anlaması için konuştuğum o cümlelerin hiç birini konuşmuyorum yani kısaca mesafe ilk sırada ki çözüm gibi.
Ama bu bazen ise yaramıyorsa diyorsan ikinci çözüm ise,
Kendi içsel yolculuğunda karşında ki seni anlamayan insanı o evreye dahil etmiyorum.
Bunu ne kadar zamanda yaptım diye soracak olursanız çok yeni çünkü ben kendi benliğime yeni döndüm ve kendi içsel dönüşüm bazı insanları mutlu bazılarını ise mutsuz hani mutsuz eden tayfa var ya onlar seni çeken yen tayfa.
Yani kısaca seni kendi içsel dünyada bile neredeyse ellerinde olsa hayır dur diyecek insanlar var ama sen bildiğin yoldan devam et ki, ruhunun bile bundan beslendiğini sana en nihayetinde huzur verdiğini anlayacaksın dostum. Çünkü hissettiğin anda özgürleşiceksin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder