18 Ekim 2026 Pazar

VERA 31. PERON

İnsanlar vagonlara neden sığmaz, bilir misin?

​İçlerindeki dertleri o kadar büyük görürler ki vagonların sessizliğine yetişemezler. Raflara vuran her taş birer birer ezilirken, vagonlar sıra sıra giderken bile insanları bekleyemez. Bazen bir vagonun gidişini izleriz, bazen de vagonlarla giden insanları. Ne garip değil mi? Bir yerlere yetişmek için var sayıyoruz vagonları. Kalanları beklemiyor, içine çekebildiğini alıp götürüyor. Kalanlarsa yoluna devam ediyor sessizce…

​Peron’da hayat yeniden başlıyor!

​Kimileri hayat koşturmasından sıyrılarak yetişmeye çalışırken, kimileri ise sadece zamanını bekliyor. Ama bir şey var ki durup bekleyenler sadece kabullenenlerdir. Yola çıkanlarsa yönünü yola çizdirenlerdir.

​Peron bir bekleyiş değil, bir yol alış hikâyesidir.

​Vera — Beklenen değil, yol alan…🌊🌊

4 Ekim 2026 Pazar

VERA 31.PERON

🌊🌊Vera:31.Peron

Bazı yollar gitmeyi bekler, bazı duraklar insanlarda kalır. Bazılarıysa sadece yürür..

"Yolun ilerisini görmeyenler, ayak izlerini takip edenlerdir."

Raylarda ezilen taşlar ise her hayatın bir geçitidir. 
Vagonlarını bekleyen bir sürü insan,
 7. Peron sessiz sakin ama içinde ki, savaşları verenlerin vagonu. 
O, vagano binenler hayatlarında hep ayak izlerini takip edenlerle aynı yerdedir. 
11. Vagon ise yalnızlığın birer gölgesi gölgelerde yaşanlar bilir ki; bir umut, bir inanış içten gelen umut!.. 
İşte onlar içinde hissettiren vagon ta kendisidir.

31. Peron da bir durak bir varış yeri herkes gitmeyi bekler, kimileri sessizce yol aldı.
Bazıları yolu tamamladı, bazıları ise kendiyle kaldı..

Vagonlar sessiz, insanlar telaşlı yol gidene bitiyor yerinde durana sadece sayıyor.

Vagonların sessizliğinde kalmayın.

31.Peron da hayat yeniden başlıyor..
Yeniden bir umut silesi bir çiçek bahçesi.
 İnanın çünkü "Siz oldukça umut her zaman vardır."
.

9 Eylül 2026 Çarşamba

VERA 31. PERON

Vera: 31. Peron
​Gün batımında, sessiz vagonların insanlarda bıraktığı o his biraz içsel, biraz keskin ama hep gerçek. Yolculuk kimine hüzün getirir, kimine yalnızlık; ama durup dinlemeyi bilenler için çoğuna derin bir huzur ve nihayetinde derin bir anda kalma cesareti bırakır.
​Çünkü asıl yolculuk trenin kalktığı raylarda değil, insanın kendi içinde açtığı o uzun ve tenha yoldadır. 31. peron da tam olarak orasıdır; geride bırakılanların, yoldan düşen tozların ve nihayet sessizlikte "ben buradayım" diyebilmenin durak yeri. Bazen gitmek için değil, sadece durup kendine yetişmek için beklenir o raylarda. Ve vagonlar birer birer karanlığa karışırken, geriye kalan sessizlik en çok insanın kendi sesine benzemeye başlar.🌊🌊

20 Mayıs 2026 Çarşamba

BEN KİMİM?

 

​Kalbin kırıksa bir yerlerin hep çürüktür, susuz kalmış bir çiçek misali...

Kalbin mutluysa, damarlarında bile çiçek açar insanın.

Mutluluk, bir dış kapının açılıp kapanmasına benzer; huzur ise hayatın her anında ansızın gelen serin bir rüzgar gibidir.

Eğer kapınız açıkken hafifçe üşüyorsanız, bu aslında ansızın gelen bir özlemle alakalıdır. "Ansızın özlem mi olur?" demeyin, olur elbette. Kim, neden... Bunlar sadece birer soru.

​Kapınız güvenli, anahtarı ise elinizde olsun ki; tıpkı hayatınız gibi, girenden de çıkandan da haberiniz olsun. Yoksa sessizce bir rüzgar eser ve kendinize "Ben kimim?" diye sorarsınız

6 Mayıs 2026 Çarşamba

ŞÖVALYE✨

Gündoğdu’da her şeyin yerini bulduğu sanılan o günlerde, hayatın içinde aslında çok büyük fırtınalar kopuyormuş. 
Kaf Dağı’nın ardındaki şövalye, yolun sonuna geldiğini hissettiği o raddede, neyin iyi neyin kötü olduğunu ayırt edemeyecek kadar yorgunmuş. 
Oysa şimdi anlıyor ki, aslında içindeki o büyük savaş çoktan bitmiş, yolun sonu görünmüş; ama o, anlamamış gibi yapmayı seçmiş. 
Şövalye artık eski şövalye değilmiş; hayatın karmaşasında çabalamanın ne demek olduğunu bilemeyecek kadar bitkin, güzellikle geleni bile anlayamayacak kadar hissizleşmiş. Birinin içinde bir yer edinmek sadece bir "sanrı", onun için savaşmak ise "çaba" imiş; ama bu ikisi bir türlü aynı kalpte buluşamamış. 
Sonunda herkes olduğu yerde kalmış.
İşte tam o sırada, Kaf Dağı’nın ardını merak eden, hayat dolu ama sabrı kendine azık etmiş küçük bir kız belirmiş hikâyede.
İçinde kocaman, çığlık çığlığa bağıran bir çocuk varmış aslında; ama o, her şeye büyük bir sabır çekmiş. 
İnanıyormuş ki sabır çiçekleri bir gün çok daha güzel açacak... Fakat şimdi bakıldığında, o küçük kızın heybesi hayal kırıklıklarıyla dolmuş. 
Dağların arkasındaki o gizemli kulübeyi hep merak etmiş ama anlamış ki, ne kadar isterse istesin o kulübeyi artık göremezmiş.
Şövalyenin o sessiz kabullenişi kızda derin izler bırakmış. 
Kız bu durumu içinde kabullenmiş ama artık dışa vurmak istediği tek bir gerçek kalmış: Kendi yoluna devam etmek. 
Üzerinde bırakılan bunca ize rağmen, olanı biteni hep iyi hatırlamak istemiş. 
Ve sonunda, Kaf Dağı’nın ardındaki o yorgun şövalyeye veda etmiş. 
Bir zamanlar küçük dokunuşların insanda büyük pırıltılar bırakacağına inanırken, şimdi en küçük umut bile hayal kırıklığına dönüşmüş. 
Ama biliyormuş ki; vedalar ancak iyi kalplerle hakkıyla yapılır. 
Küçük kız, kalbindeki o son pırıltıyla "Selametle" diyerek kendi yoluna koyulmuş.🦋


25 Nisan 2026 Cumartesi

ŞÖVALYE✨

 Kaf Dağı’nın ardında yorgun düşen şövalye, nihayet yeniden ayağa kalkmış; üzerindeki yorgunluğu ve kederi silkelemiş. Sırf özüne, kendi hakikatine dönebilmek için.

"Önümde yürünmesi gereken, sabır isteyen uzun yollar var," demiş sessizce.

Çünkü bilirmiş ki; kalpten gelen bir emekle yoğrulmayan her şey, rüzgarda savrulan birer çöp gibi yitip gidermiş.

Hayat ona tüm zarafetiyle güzellikler sunarken, o hep bir adım geride kaldığını sanırmış; oysa o anlarda sadece kendi iç dünyasını keşfediyormuş, farkında değilmiş.

Neyin iyi neyin kötü olduğunu ayırt etmeye çalışırken, asıl önemli olanın o büyük uyanış gerçekleştiğinde "geç kalmamış olmak" olduğunu anlamış. Zaten gönlünde olanın da olmayanın da, her şeyin vaktiyle geldiğinin farkındaymış.

Şövalye, bunca zaman hep bir yerlere yetiştiğini sanırken, aslında yerinde saydığı o anlar için kendine biraz sitemkarmış.

"Nasıl olur da," dermiş, "her seferinde bu döngünün biraz gerisinde kalırım?" İçinde hem bir şaşkınlık hem de kendine dair ince bir kırgınlık varmış.

Şövalye kendi iç sesini dinleyedursun...

Siz bir de o küçük kızın yüreğine kulak verin.

Dağların o heybetli duruşunu epeydir merakla izleyen küçük kız; dağlar henüz şövalyenin varlığından habersizken bile, hayat doluluğuna rağmen en az onun kadar sitemkarmış kendine. Biri hayatın hızına yetişemediği için, diğeri ise sunduğu iyiliklerin her seferinde sessizce heba olup gidişine üzülürmüş. Küçük kızın neşesi, her şeyin toz pembe olduğu anlamına gelmezmiş elbet; çünkü o, hayat boyu en çok "sabır" dersinden geçmiş ve sonunda selamete çıkacağına gönülden inanmış.

Ne kendinize küsün ne de hayata geç kaldığınızı düşünün.

Hayat, durup bekleyenleri değil; kendi ritminde yürüyenleri kucaklar.

Zaman dediğimiz o koca kavram, saatin küçücük bir tık takına sığar aslında.

Gözümüzde büyüttüğümüz kadar uzun değil hiçbir şey; ne bir adım ilerdeyiz aslında, ne de bir adım geride.

Bırakın hayat size yön vermesin; siz kendi hikayenizin kalemi olun ve hayatınıza kendi renginizi verin

Şövalye & Küçük kız🌄

4 Nisan 2026 Cumartesi

AYDINLIK✨


"Karanlık bir odada yalnızlığa attığın o ilk adımda, içinde bir ışık yandı; henüz sen farkında değilsin.
O ışıkla bir çiçek açtı ruhunda, sen sessizce gülümsedin.
Yapayalnız kaldığın o karanlık odada, kendi içinden saçılan aydınlıkla bir geceyi daha sabah ettin.
Şimdi gülüşünde saklı bir şeyler var; belki biraz geçmişin karanlığı, belki de yeni günün aydınlığı..."

2 Nisan 2026 Perşembe

SAVAŞ!..✨


Bir deniz kenarında uzun uzun sonsuzluğa bakmak istersin, işte ben o anı çok özledim.
Derin derin o sularda kaybolmayı diliyorum. Biliyorum ki hiç beklemediğimiz o anda bir dalga seni dışarı Atacak yada hikayenin son çıkışı gibi o anlar seni yutacak.
Sen burda hangi hikayede sin? Savaşan mı? Yoksa savaştığını sanan mı?
Biliyor musun? Ben o savaşın takendisiyim..

13 Mart 2026 Cuma

BAŞARMAK✨

Bazı anların, kısa da olsa ne kadar değerli bir an olduğunu bilemeyiz. 
Belki de çoğu zaman, ama yine de kısa bir anda hissettiğimiz duygu.
Belki bir his, belki bir iz bırakmak adı altında kendinize güvenin ve o anın kıymetini bilin.
Kısacık anda bir huzur gelir içinize ve anlamayız biliyorum. Ama yine de bir yerlerde o derin duyguyu kaybetmeyin tutun ellerimden hissedin buradayım şuan bunu yaşıyorum demeniz gerekiyor. Çünkü hissettiğimiz anda başlar herşey..

28 Şubat 2026 Cumartesi

YAZAR✨

Özgün, genç bir yazar.
Hayatını yeniden inşa etmek için zorlu bir mücadeleye girer. Pes etmek yerine çabası her zaman kendine has duruşundan gelirdi. Çünkü bilirdi ki sabır sonsuza dek sürmez ama yine de sabır olmadan da çiçek açmaz, der kendi kendine.
Nasıl ki emek emek diyoruz, sabır da işin içine girdi mi beklemelere doymuyoruz. Beklemek zor aslında birçok anlamda ama yine de sabır emektir; emekse çiçek. İşte bu yüzden çokça tevekkül etmek gerekir demek ki.
Hayat boyu öğrendiğim bir şey var ise o da: En zor anlarda bile varlığımızın bir kıymeti var. En zor anda bile bir kolaylık var.

20 Şubat 2026 Cuma

KENDİ ÖZGÜNLÜĞÜNDEN VAZGEÇME✨

Yorgun… Belki biraz dingin ama yine de bir yerlerde hep bir yarım kalmışlıkla savaşan ince ruhunu iyileştirmen için buradayım.
Hangi sabahları beklediysen, hangi anlarda üzüldüysen, hangi anda mutluluğun yarım kaldıysa… Dön aynalara bak ve de ki:
“Bugün üzüldüysem, yarın yeniden ayağa kalkacağım. Güçlüyüm demekten öte, mutlu olmayı öğreneceğim.”
Belki çok çabalayacaksın bu süreçte. Ama en çok da baştan başlayıp yeniden kendin için emek vereceksin.
Emek olmadan yemek olur mu hiç?
Emek olmadan yeni bir “sen” olur mu hiç?
Kendin için yeniden ayağa kalk. Silkelen.
Hayat çok uzun gibi görünse de varlığımızın bir anı var.
Sen, sen ol. Kendine kıymet ver.
Herkesin derdi kendine… Sanıyor musun ki dertsiz bir Allah’ın kulu var?
Ama sen herkes değilsin. Kıymetlisin.
Varlığın, her daim yollarına ışık yaksın.
Kendi özgünlüğünden asla vazgeçme.

VERA 31. PERON

İnsanlar vagonlara neden sığmaz, bilir misin? ​İçlerindeki dertleri o kadar büyük görürler ki vagonların sessizliğine yetişemezler. Raflara ...